30/10/2007 - ölmek mi ?
Gözlerin görebildikleri, yaşam... Gözlerden akan renk, ankanın tüyleri kadar ihtişamlı, gecenin karanlığı kadar sönük..
Ve yürek.. Yanan bir çok anada olduğundan sıcak olamasa da...
Şer, ufkun ötesinden bir düşman kırbacı mı? Yoksa dostun sözlerinden fışkıran zehir gibi, kana bulaşıp, düşünceleri öldüren bir kaynak mı? Ölü mü olur insan atasının kanını akıttığı toprağa, kendi kanını da akıttığında? Yoksa, o kahkahalar ve azamet içinden kopan bir tıslama sesi ,vurduğunda insanı, başka bir kavram mı bulmalı?
Ey Hât!Ey Cihât!Kolay mıdır eğmek Türk’ün başını? Yalnızca şehidine değil midir Türk’ün eğilen başı? Cihanın yok olması kadar basit midir, sönmesi Türk’ün ak hilalinin, ak yıldızının? Nasıl bir pınar ki, çürütür al mirasını atanın?
Hanidir bakışlarımız ecelin hakikatinden kaçar? Hanidir kaçar ki, yas bürümüştür milleti, şehitleri ölü saymaya yeltenecek kadar?
Şehit güçtür, gücüdür Türk’ün! Şehit ruhudur vatan toprağının… Vatan, uğrunda ölmeyi göze alanlarca güzel ve yaşamaya değerdir.. Vatan, şahadet şerbetinin aydın kudreti kadar kadimdir…
Asil bir rüzgar gibidir.. Doğaya tat veren, insanın göğsüne vurdukça cesaret yükleyen, insanın saçlarını savurdukça özgüven temin eden, insana karşı hızını kuvvetlendirdikçe, insana hırs veren.. Asil bir rüzgar gibidir şehit..
Ve o benimdir,o benim milletimindir ancak! Kuvvetimdir, kudretimdir, asaletim ve cesaretimdir… Adaletimin adil olmadığının, varımın ise, adaletin zıddına, sonuz olduğunun ispatıdır ancak!
Ve bilmeli ki, tek bir söz bütün açıklama: “Vatan toprağı kutsaldır, terk edilemez kaderine!” Ateş düştüğü yeri yakarmış...Ve ateş, vatanın bağrına düşmekte... Ancak Türk milleti bu ateşi manevi kuvveti edinecektir.
|